Ana içeriğe atla

Nazar Terapisi


Henüz kendi ihtiyaçlarına cevap veremezken alemin maddi ve manevi çalkantılarına çenesi düşen insan size de bir tiyatro sahnesine şahitlik hissini uyandırmıyor mu? Ademoğlu maddeten ve manen o kadar çok muhtaç yaratılmış ki birde yetmezmiş gibi sırtına yüklediği dünya umurları ve alakaları insanı ister istemez aşağılara, esfeli safiline doğru sürüklüyor.

Eksik tanımlamalar, yanlış zaviyeler hayat denilen paha biçilmez serüveni ayaklar altına aldığı su götürmez. Hızla akıp giden zamana inat bir an duraksayıp o kısacık vakitte kendi aynasına bakan insan eminim dehşete kapılacaktır. Çünkü başladığı nokta ile geldiği yer arasında dağlar kadar fark olması ile beraber, hedef ve gayeleri ile geldiği nokta arasında ki fark ummanlar olmuş. Ne için yaratıldığı ve neye hizmet etmesi gerektiğini hesaba dahil etmedim bile…

Değişim ama tekamüle doğru bir değişim arzusunda olan  ve cüzi ihtiyarisini kullanma salahiyetini hala elinde bulunduran ve henüz aklını kaybetmemişler için elbette bir çare var. Nazarları değiştirmek! Nazardan maksat bakış ve açısını içine alan dopdolu bir tedavi süreci.
Şu dağdağalı ve karmakarışık dünyanda bütün ihtiyaçlarımız bize hikmet dairesinde en karib zamanda ulaştırılıyor mu yoksa biz onlara o “muazzam iktidarımızla” sahip mi oluyoruz. Evvel emirde bu sualin cevabını verelim.

Teoride ilk şıkkı düşünsekte maalesef pratikte ikinci şıkkı karalıyoruz çoğu zaman. En azami ihtiyaçlarımız bizim hiç dahlimiz olmadan bizlere  ulaştırılıyor. Biz kabul etsekte etmeyip burun kıvırsakta bu dünyanın işleri böyle yürüyor. En basit manada vücudumuza aldığımız vitamin ve minerallere, müvellidül ma ve humuzayı kompleks bir ortamda nasıl ulaşıyoruz? Tatsız tuzsuz birkaç tane ilaca bile memnuniyetsiz yaklaşan insana Rabbi Rahimi kemali şefkatiyle en leziz taamların içerisinde ve lezzeti alacak dil ve mideyi tanzim ettikten sonra ihtiyacımız olan muhtelif maddeleri ikram ediyor. Üstüne üstlük birde akıl, ruh, kalp, sır ve sair latifelerin ihtiyaçlarını da aynı titizlikle bizlere ulaştırıyor.

Biz bir bahçede olgunlaşmış meyveleri toplayan biri gibi memnuniyet tahtında bu alemde ki ihtiyaçlarımızı alıyoruz ve çoğu zaman bu zahmete bile ihtiyaç kalmıyor. Hikmet ve Sahibi Hakiki bunu gerektiriyor ve istiyor. Buradan anlıyoruz ki; insanın hakiki vazifesi bu dünya umurunda ki ihtiyaçlarını karşılamak değil. Başka bir şeyler isteniliyor insandan. Bahsi geçen ihtiyaçların peşinen karşılanması istenilenlerin daha değerli olduğunun bir göstergesi. O değerli istenilenlerin de musaf, nebi ve veli denkleminde her daim hatırlatıyor. Ona imandan ve onun marifetinden ve muhabbetinden ve neticede hasıl olan ruhani lezzetlerden daha değerli ne olabilir ki?

Bu ihtiyaç düzleminde ki hareket, nazarı şaşmış ademoğlunu tek olana yani Rabbi Rahimine götürüyor. Kezalik sonuçta birliğe ulaştıran; yani kesretten vahdete yolcu eden ve tozu dumanı dindiren rahmetten daha güzel ne olabilir.

Kainatta her bir şey insanı tanıyor ve ona itaat ediyor ve onun yardımına koşuyor adeta bir evin bir çocuğu gibi! Zahiren böyle görünse de nazarlar hakikate ram olduğunda bu işlerin insanı bilen ve tanıyan ve merhamet eden birinin yaptığı ve varlığı apaçık ortadadır.

Yorumlar

en çok okunanlar

Senin Bir Vesikan Var mı?

Bir gerçeğe tanıklık eden bilgiye, belge tabiri diğerle vesika denir. Vesika bir güç ve kuvvete intisabın işareti olarak tanımlanır. Ahirete olan seyahatinde de insan karşılaştığı alemlerden selametle geçebilmesi için bir vesikaya ihtiyacı vardır. Bununla birlikte insan, sırrı teklife muhatap olması cüzi ihtiyarisinin varlığı ile anlaşılır. Her insan kendi alemini yokladığında cüz'i ihtiyarisi ile tanışabilir ve dolayısıyla dağların emanetinden kaçındığı teklif sırrının sorumluluğunu tasdik edebilir. "Hem iman, o elinde pek cüz'î bir kesb bulunan cüz'î bir cüz'-i ihtiyarî yerine, o hadsiz düşman ve zulmetlere karşı, gayr-ı mütenahî bir kudrete istinad etmek ve hadsiz bir rahmete intisab etmek için o cüz'-i ihtiyarînin eline bir vesika veriyor.. belki de iman, o cüz'-i ihtiyarînin elinde bir vesika oluyor."1 Acz ve fakr yaralarına maruz kalan insan sınırsız bir kudrete ve nihayetsiz bir rahmete intisap ederek şifa bulur. Cüz...

Ölümden Ötelere Benim Cevabım

Bu dünyanın ahirinde bir hayatın olduğuna iman edilse de "akıl bu yolda gidemez!" sorunsalı, ümmetin imtihan serüveninde muhatap olduğu önemli bir evre. Bununla birlikte dine muarızların kendini kurtarmak hoyratlığında sarıldığı meselelerin başında ahirete iman geliyor. Kurumuş kemikleri kim diriltecek, derken elindeki kemikleri ufalayan Ebu Leheb'de de böyle, "din öldürülecektir" emrini alan Abdullah Cevdet'in inananları sarsmak için hazırladığı planın başında da böyle. Sonu hep bir hezeyan ama mücadele berdevam. Allah'ın, isimlerinin, peygamberlerinin, meleklerinin, kitaplarının varlığına şahit olan bütün deliller ahireti ispat eden milyarların arasında. Biri diğerini destekliyor. Demem o ki; Allah'a inanıyorsanız; zaten onun Hak, Adl, Hakim, Rahim vesair isimlerinin hepsi gerek birlikte gerek tek başına ahireti iktiza ediyor. Peygambere inanıyorsanız, kitaba inanıyorsanız, melaike ve kadere inanıyorsanız; zaten ahirete hazırla...

Oku ki şevkin kaçmasın!

İmana hizmetin en lüzumu teçhizatlarından birisi hiç şüphesiz şevktir. Şevk; gayret, heyecan, istek, arzu, mutluluk, huzur vesair kelimelerden müteşekkil bir kale gibi. İmana olan hizmeti dolayısıyla imanı koruyan bir kale. Şevk dolu olan Risale-i Nur müntesipleri, vazife olarak deruhte ettiği hizmeti külfet olarak görmez. Yaptığı işten zevk ve lezzet alır. İstenilen sonuca ulaşmak adına şevki olanlar olmayanlara nispeten hep pozitif, hep müspet, hep kıymetli kalacaklardır. Bahsi geçen kıymetliler etraflarının harekete geçmesine; kezalik imana hizmetin dalga dalga artmasına, yayılmasına, muhtaç gönüllere ulaştırılmasına hep ön ayak olacaklardır. Meşhur bir söz var, Ashab'a atfedilen, onlar öndeler diye başlayan; işte o önde olanlar hayat atiyyesini taşıyan matiyyeler olarak şevkle dolup taşmaktadırlar. Kıymeti neticeleri sayıldığında Rabbi Rahimin mükafat ve hediyelerine mazhariyet derecesine kadar ziyade olan şevkin, şevkli olmanın, şevkle dolmanın elbette bir çok ön şa...