Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ersin Acar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlk Kitabımız Çıktı!

HAYATI ANLAMA YOLCULUĞUNDA EMEKLEYEREK BAŞLAYARAK DERİNLERE İNEN BİR YAZI SERÜVENİ, TABİRİ DİĞERLE DENEMELER MANZUMESİ. Düşe kalka yazılmış, bazen çok ara verilmiş ama incelse de kopmayan bir tekamül süreci. Siz değerli okuyucularıma ne katacak tam kestiremiyorum; lakin bir yazar olarak bana çok şey kattığı ve gelecek yazılarıma bir basamak teşkil etmesi açısından benim için çok değerli. Kabuğa giden uzun bir yol… Öze yaklaşmak adına değerli adımlar. İlk zamanlar, az önce açıldı gözüm, şimdi başladı yazım, daha söylenecek çok sözüm.. e-kitabımıza buradan ulaşabilirsiniz. google play link

EZELÎ KELÂM’IN EMRETTİĞİ KÖPRÜ

Said Nursî, Harbi Umumî’nin neticesinde düştüğü esaretten dönüşte, İstanbul’da Eski Said’den Yeni Said’e inkılâbının çalkantıları içerisinde iken; mühim bir rü’yâ görür. Söz konusu rü’yâda asrın sahibi olarak diğer asırların temsilcilerine İslâm’ın mukadderatı hakkında-dinleyenlerinde tasdik emareleri gösterdiği-izahatlarda bulunur.  Ümitvardır, her zaman olduğu gibi. İslâm galip gelecektir, Allah nurunu tamamlayacaktır nassı gereği… Neticesi hayrıdır, bu zahiri şer görünenin. Kaybettiklerimiz zekât, cepheden cepheye koşturmamız namaz, aç kalmalarımız oruç hükmüne geçecektir bu beliğ ve mukni’ izahatın içerisinde zikredildiği üzere. Hüda hevaya galip gelecektir. Zira; hayat düsturu mücadele ve neticesi çekişme olan batı medeniyeti; mücadele, çarpışma yerine yardımlaşmayı esas alan ve neticede dayanışma ve birliğe vesile olan hakikî medeniyete mağlup olmaya mahkûmdur adeta.1 Toplumu kabaca iki kısma ayırdığımızda toplum tabakaları havâss ve avam veyahut zenginler ve fakirler ...

YAKINLIĞIN BEKLENEN İMTİHANI

Dünyaya ilk gönderildiği andan itibaren insanoğlunun uzak diyarlara ulaşmaya çalıştığını, insanlık tarihine baktığımızda bizzat müşahade edebiliyoruz. Bahsi geçen uzak diyarlar maddeyi kapsadığı gibi mânâ âlemlerine ulaşmayı da içine almaktadır. Adeta mekânda uzaklık ne kadar ziyade ise insanın oraya yaklaşma iştiyakı da o şiddette artmaktadır. Bir bakıma uzaklık onu cezb ediyor.  Oralarda bir şeyler bulma taharrisiyle beraber aslında insan; mükemmeli, en güzeli, daha üstünü, daha kuvvetlisini, başka mânâ ile kendisine istinat ve istimdat noktaları olabilecek bir şeyler bulmaya çalışmaktadır. Diğer bir ifade ile insan uzaklığa olan iştiyakıyla beraber kendi omuzlarında taşıdığı iki yaranın merhemini, tiryakını, ilacını aramaktadır. “Ve o iki yara ise; birisi, müz’ic ve hadsiz bir acz-i beşerî, diğeri elîm, nihayetsiz bir fakr-ı insanîdir.”1 İnsan görmediği ama aklının, hislerinin ve sair cihazatlarının ihtarları gereği uzaklarda ondan bir şeyler olduğunu ve hastalıklarına çare...