Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kalp etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

VAZİFEMİZ

Değerli bir okurum evvelen yazdığımız bir yazıda söylediğimiz; “Çözüm zihinlerin, akılların, kalplerin, ruhların topyekûn inşa edilmesi hakikatinde.” meselesini   alıntılayarak şöyle demiş. “Sadece bu cihetten bile vazifemiz siyaset ehlinden üstün.” Elhak doğru söylemiş yalnız eksik; zira vazifemiz siyaset ehlinden elfü elfi daha üstün. Kezalik, lafzı manasının zıttı olan, birçok cihetten bataklığa saplanmış bir meslek; vazifemizin kıyasına muhatap dahi olamaz. Asrı ahir veletleri bu asırda miladın evveli ve ahirinde ne kadar birikimi varsa atasının mallarını har vurup harman savuran miras yediler gibi hoyratça harcadı. Bu uğurda aklını da kalbini de ruhunu da perişan etti. Maddiyatı maneviyatın önüne geçiren o menhus zihniyeti hem kendine yazık etti, hemde muasırlarına. Hiç şüphesiz bu tahribata mukabil tamirat için birileri vazifelendirildi. Vazifemiz kutsidir ve hassastır. Kutsiyeti asrı ahir Peygamberinin emaneti olan tebliğ vazifesini deruhte ettiğinden. Hassaslı...

Mesleğimizi Merak Edenlere

Ruhi inkılabat içerisinde çalkalanan Bediüzzaman, Rabbi Rahime ulaşan birçok tarikın/yolun var olduğundan hareketle; bizatihi kendisine üstad ararken tariklerin menbaı, yolların kaynağı olan Ezeli Kalama müteveccih olur. Nihayet yalnız onu; yani Ezeli Kelamı üstad olarak kabul eder. Neticede Velayeti Kübraya mazhar olarak; yalnız kalp ile veyahut yalnız akıl ile gidenlerin aksine ikisinin imtizaç ettiği bir yol bulur; bizzat kendisine ve dolayısı ile nurun müntesiblerine. Muhataplarına mesleğinin/mizin tarikat olmadığını; yalnız hakikat olduğunu defaatle ikaz ve ikrar eder. Tarikat dersi vermediği halde, şeyh olmadığı halde; “tarikatçilikle” suçlanması, bahsi geçen tekrar ve ikazatı Nurun sayfaları arasında sık sık okumamızın vesilesidir aynı zamanda. İmanın tehlikede olduğu anlayan feraseti hayatını iman hizmeti üzerine vakfına yol açar. Bereketli, istifadeli ve bol feyizli vakfediştir bu! İmamı Rabbani (ra.), Şeyh Abdulkadir Geylani (ra.) ve Şah Nakşibendi (ra.) bu asırda yaşa...

Kalpte Bir İz Bırakmadan

Bir iman inkılabı olarak, sünuhat kabilinden yazılan Nur Risâleleri malum tefsirlerden ayrı olarak Kuran'ın imani olan hakikatlerini izah ve ispat etmiştir. Aynı zamanda, hakikati beyan babında Nur Risalelerinin Kuran'ın bu asra ve gelecek asırlara bakan manevi bir tefsiri olduğunu; bilhassa ilim çevreleri ve havastan avama kadar birçok insan ve tabakaları kabul etmektedir. Kurumuş toprağın su ile vuslatına şahid olanlar; hasta kalplerin, divane akılların ve yaralı gönüllerin Nur Risâleleri ile kavuşmalarını daha iyi anlayabilirler. Bu asrın manevi, içtimai, sosyal yaralarına rahmet ve şifa olarak gönderilen hakikatler, hiç şüphesiz muhatap olanları Rabbi Rahimin izni ile tedavi etmekle birlikte; onların yani kendini muhatab kabul edenlerin samimi gayret ve neşriyatı ile muhtaç gönüllere ulaşmaktadır. Dolayısıyla bu kavuşma kalplerde sürura, işlerde muvaffakiyete, geçim kolaylığına, rızıkta berekete ve en nihayetinde kabre imanla girmeye vesile, hüccet ve senet olmakta...