Ruhi inkılabat içerisinde çalkalanan Bediüzzaman, Rabbi Rahime ulaşan birçok tarikın/yolun var olduğundan hareketle; bizatihi kendisine üstad ararken tariklerin menbaı, yolların kaynağı olan Ezeli Kalama müteveccih olur. Nihayet yalnız onu; yani Ezeli Kelamı üstad olarak kabul eder. Neticede Velayeti Kübraya mazhar olarak; yalnız kalp ile veyahut yalnız akıl ile gidenlerin aksine ikisinin imtizaç ettiği bir yol bulur; bizzat kendisine ve dolayısı ile nurun müntesiblerine. Muhataplarına mesleğinin/mizin tarikat olmadığını; yalnız hakikat olduğunu defaatle ikaz ve ikrar eder. Tarikat dersi vermediği halde, şeyh olmadığı halde; “tarikatçilikle” suçlanması, bahsi geçen tekrar ve ikazatı Nurun sayfaları arasında sık sık okumamızın vesilesidir aynı zamanda. İmanın tehlikede olduğu anlayan feraseti hayatını iman hizmeti üzerine vakfına yol açar. Bereketli, istifadeli ve bol feyizli vakfediştir bu! İmamı Rabbani (ra.), Şeyh Abdulkadir Geylani (ra.) ve Şah Nakşibendi (ra.) bu asırda yaşa...
akla, kalbe ve ruha dokunan yazılar...